16.5.2020 19

Klasik Bir Aile Hikayesi

Oğlu için en iyisini istiyordu. Bir anne olarak elinden gelenin en iyisini yapma gayreti yüksekti. Anne olmak, onun için önemliydi. Anneliğin kadınlara verilen mucizevi bir görev olduğuna inanırdı. Oğlu için en iyi yemekleri yapardı. Ayrıca şık ve temiz giyinmesi için oldukça özen gösterirdi. Okulda başarısı için ayrı çaba sarf ederdi. Oğlunun iyi bir eğitim alabilmesi için öğretmenleri ile sürekli görüşürdü. Her gün oğlunu anaokulundan aldığında hocalarıyla sohbet eder, sonrasında da ödevlerini kontrol ederdi.

sample

Yatmadan önce her gece hikaye kitapları okurdu. İyi ve sağlıklı beslenmesi de oldukça önemliydi. Sabahları pekmezini, portakal suyunu eksik etmezdi. Okula giderken ona geliştirici hikayeler dinletirdi. Kendini daha iyi ifade edebilmesi için onu drama derslerine de yazdırmıştı. Hafta sonu müzik derslerine, hafta içi de spor derslerine götürüyordu. Bir süre sonra oğlu ilkokula başladı. Aynı düzen ve oğluna olan ilgisi artarak devam ediyordu. Okuldaki annelerle ayrı grupları vardı. Onlarla da ayrı görüşülüyordu.

Çocuğunun gelişebilmesi için hafta sonu müzik derslerine hafta içi de basket antrenmanlarına götürüyordu. Sosyalleşmek de önemliydi. Bütün bu aktivitelerden sonra da doğum günü partilerine koşturuluyordu. Diğer taraftan, kendi arkadaşları ne zaman onu arasa o kadar yoğun olduğu için telefonlarına cevap bile veremiyordu. Ama okul aile birliğinde görevlere katılmak için vakit ayırabiliyordu.

Çocuğuna bu kadar çok ilgi göstermesi ona normal hatta az bile geliyordu. Ne vardı ki bunda? O biricik oğluydu ve onun iyi ve başarılı olması çok önemliydi.

Oysa, insanın isteği neredeyse problemi oradadır. Bu kadar ilgiye, emeğe karşılık oğlu ona hiçbir şey anlatmıyordu. Sorduğu her soruyu kısa kısa cevaplarla geçiştiriyordu. Okuldan geldiğinde merakla ‘Okulun nasıl geçti?’ ‘Ödevini teslim ettin mi?’ ‘Çantandaki sandviçi yedin mi?’ ‘Sınav sonucun belli oldu mu?’ gibi soruları peş peşe büyük bir heyecanla soruyordu. Oğlu ise tek kelimelik cevaplar veriyordu. ‘Evet’, ‘İyi’, ‘Hayır’, ‘Iıhhh’ bazen de hiç cevap vermiyordu.

Ona sevdiği yemekleri yapmak için saatlerce uğraşmasına rağmen, oğlu bir türlü beğenmiyordu. Sürekli mutsuz ve memnuniyetsizlik hali giderek artıyordu. Alınan kıyafetleri de beğenmiyordu. Annesi ise bu kadar emeğe karşılık bu nankörce davranışlara anlam veremiyordu. Bu kadar emekle çocuğunu şimarttığını anlamamıştı. Anne olarak bu duruma çok üzülüyordu. O, ilgi miktarını arttırdıkça çocuğundaki etkisinin azaldığının farkında değildi. Aşırı ilgili hali, ilişkilerine zarar veriyordu. Fakat o bunun farkında değildi.

Aşırılık, insana zarar verir.

Çocuğu yetiştirmek ile büyütmek arasında fark vardır. Çocuğu değiştirmek istiyorsa, ebeveynin davranışlarını değiştirmesi gerekir. “Yaptığımın doğru olduğunu düşünüyorum ama beklediğim tepkiyi alamıyorum. Bildiğim bütün doğruları yapıyorum ama karşılık alamıyorum. Sorunun ise karşı tarafta olduğunu düşünüyorum.” İnsan karışışındakini tanımadan, onun yapısını bilmeden nasıl doğru iletişim kurabilir ki?

İnsan aynı yanlış davranışları sergileyerek ve yanlışı savunarak nasıl farklı bir sonuç bekleyebilir? Sen değişirsen etrafındakilerde değişir.

Yorumlar

İsmail Bostancı
21.5.2020

Zamane çocukları değil, hayırlı evlat-insan yetiştirmek için bilinmesi ve uygulanması gerekenler var bu seminerlerde. Bir anne babayı okul velisi olmanın çok ötesine taşıyacak, onların gözü arkada bırakmayacak, çabalarını emekleri zayi etmeyecek birey ve toplum için en gerçek, en faydalı ve ya siz nasıl yetiştirdiniz bu çocukları böyle maşAllah dedirtecek bilgiler.

Makaleye Yorum Bırakın